10 yıl oldu
Bir isim vardı dilimizde, kendimizden bildiğimiz , gittiğinde kendimizden giden bir parça.10 yıl olmasına rağman halen gittiğine kendimiz inandıramadığımız bir isim.
10 yıl önceydi, gitti dediler, artık yok dediler, öldü dediler, önce bu kadar kolay söylenmesineydi öfkemiz, nasıl olurda inanırsınıza kızdık sonra, en sonunda da kabullenilmesine bu kadar kolay. Daha hayattayken doyamadığımız , özlediğimiz bu gerçeğimizin bir daha olmayacağına nasıl ikna edecektik bu hoyrat yüreği.
Açtığımız her rakının bir kadehi sanaydı be gözüm, yediğimiz köfte ekmeğin soğanı, tuttuğumuz takımın alex i, sevgilinin titreyen göğüsleriydin , yaşamaya bir türlü alışamadığımız şu hayatın patavatsızı, söylemeye korktuğumuz gerçeklerin dile gelişiydin be gözüm. Hadi biz seni bıraktık da, sen bizi nasıl bıraktın be iki gözüm. Daha bir çoban kavalında yitirdiğimiz nazlıcana, bir gedikte sırtından vurulan bedirhana alışamadan ,sensizliğe nasıl aılışacağımızı hiç hesap edemedin mi be gözüm.
Hani sen rıza için diyordunya, ne kolay söylediler! ,sanki dev bir taş ocağını ,kökünden dinamitleyip üstüme devirdiler! diye, hiç düşünmedin mi o savunduğun ve uğruna ölümleri göze aldığın realiteye inananların geride kalacağını ve o dev taş ocağının milyon keresinin altında kalacağını.
Bakma sana söylenip durduğumuza, seni sorgulayışımıza. Bizim vicdan azabımızın can çekişlerinden başka bişey değil aslında, sen milyonlarca yılın sesi olurken ,biz bugünün sesi olmaya korkar olduk. Sen olmayacak zamanları sorgularken, biz bu zamanları yorumlayamayacak kadar korkağız diye seni bu kadar çok özlüyoruz. Sen sonradan gördüğümüz ancak hiç yaşayamadığımız cesaretimizmişsin ama, ama işte.
Bu aralar senden hahsediyorlar, adını söylüyorlar, gelsin diyolar, zamanında senin infazını onaylayanlar günah çıkarma ayini sırasındalar, Gülten Abla’da çok direndi ama oda katıldı birkaçına, adını her andığında yutkunuyor, siktir çekmek istiyor ama öylece kalakalıyor. Aynı bizim gibi, ama sen öğrenemediklerimizi öğretmeye çalışmıştın zamanında bize, koymuştu postunu çekmiş restini, siktiredişini, keşke seni zamanında anlayabilseydik, anlatabilseydik. Keşke işte
Hani uğruna yemekler kaybettiğin Fenerbahçe varya, o Fenerbahçe de senin gibi düşünenler ,geçen sezon sana selam olsun diye tirübünlerinde bir pankart astı, özledik diyordu, iki gözüm diyordu, seni soruyordu. Bugünlerde o çocuklar yine dertli, gene bir linç in sıkıntısı içersinde o çocuklar. Neyse, boşver şimdi sen bunları.
Bugün senin doğum günün, özledik be gözüm, hemde çok, ne sevgilinin titreyen göğüsleri gibi, ne köftenin soğanı, ne açılan rakının kadehi gibi, gözümüzden her akan yaşın birini sana adayacak kadar.
Özledik be gözüm
35 views





