Arsiv Temmuz, 2010

Doğadan Çaldığımız Yeter

jelo On Temmuz - 16 - 2010

Mekan Iğdır-Ermenistan sınırında Muharremtaş Hudut Karakolu Yemekhanesi; 01:00-03:00 nöbetine çıkmaya yarım saat var, Tv kumandası her zamanki gibi gene ön masada ve biz de Poşet'lerin masasında adamlar ne izliyosa mecbur bakıyoz. Eleman kanalları gezerken 30 saniye kadar bir müzik kanalında kaldı,farklı sanatçılar "Divane Aşık Gibi"'yi okuyorlar, inanılmaz güzel enstrümanlar ve sesler eşliğinde, gözlerim faltaşı gibi açılmış şekilde televizyona doğru yönelmiştim ki kanal değişti. Daha önceden istediğimiz bir kanalı açmalarını rica ettiğimizde hiç tınlamıyorlardı bile, o an o kadar sinirlendim ki onlardan birine dönüştüm adeta ve "müzik kanalını açmayan toptur" dedim, eleman şöyle bir baktı bana ve "tabi abi" dedi.

Kendilerinden ilk o zaman haberdar oldum, traji-komik ama bir o kadar da ülke gerçeği.

Böyle bir oluşum yıllar önce "Playing For Change" adı altında , John Lennon'ın  “Stand By Me” şarkısını dünyanın dört bir yanından sanatçıların seslendirip klip çekmesiyle karşımıza çıkmıştı.Amaçları seslerini duyurmak, gelir elde etmek ve bu geliri savaş bölgelerine yardım olarak ulaştırmaktı.

Şimdi böyle bir çalışma bizim topraklarımızda. Ülkenin dört bir tarafından farklı farklı gençler, doğa için birşeyler yapmak için çırpınıp dururken; henüz hiçbir doğa derneği bu projeyi sabiplenmemiş.

 

“Doğadan çaldığın yeter!  Şimdi doğa için çal!” diyerek yola koyuldular. "Divane aşık Gibi"'ye getirdikleri bambaşka yorum ile seslerini duyuran 45 doğasever şimdi 91 kişi ile yollarına devam ediyor.Doğaya olduğu kadar engelli insanlara da duyarlılıklarını gösteren gençler, ikinci parçalarıyla engellileri de müzikle unutmayacak bir şekilde hatırlatıyorlar.

 

Projenin sitesinde çıkış noktalarını ve amaçlarını şöyle ifade ediyorlar:

 


'Doğa İçin Çal, bir agaclar.net projesidir.

Dünya'nın hali ortada. Yerküresiyle, atmosferiyle tehlike sinyalleri verip duruyor.

Küresel iklim değişikliği bir dert; seller, taşkınlar, buzulların erimesi, kıyıların denizler tarafından yutulması ihtimali, kuraklık…

Beslenme başka bir dert; besin bulanlar için GDO'lu ürünler, denetimsiz tarımsal ilaçlama, sakıncalı katkı maddeleri… Bulamayanların sorunu karmaşık değil: Sadece açlık! Enerji savaşları, temiz su savaşları… Yani gidişat iyi değil.

En güçlü ya da yoksul olanların büyük çoğunluğu, kendi küçük ya da büyük çıkarını esas alarak, kendini dünyanın merkezine koyarak yaşıyor. Herkesin mazareti var!

Çok şey sadece günü kurtarmaya yönelik.. Doğayı yok sayarak yapılan her şey, geleceğimizi biraz daha belirsizleştiriyor. Komik olan, korunmak doğanın umurunda bile değil. O nasıl olsa, öyle ya da böyle var olacak… Vay bizim halimize…

İklim değişiklikleri, seller, taşkınlar, bunlar dünya kabuk bağladığından bu yana hep var ama son yüz yılın grafikleri öncekilerle benzerlik göstermiyor, kendi elimizle yaptıklarımızın, bu kötü gidişe direkt etkisi var. Önceleri düşe kalka yaşıyorduk, artık kıçımızın üstünde hızla kaymaya başladık. İşin bilimiyle uğraşan herkes bu konuda hem fikir. Çevreci hareketler, bu gidişi durdurulması gerektiğini herkese anlatmaya çalışıyor.

Agaclar.net olarak başından beri işin neresinden tutacağımıza bakıp durduk. Yaptığımız her şeyde bu amacın izi var. Daha neler yapabiliriz?

Doğa sorunlarının evrenselliği, doğanın insanlara mekan ve kaynak oluşuyla, müziğin evrenselliği ve insanların ortak dili oluşu arasındaki bağ, projenin çıkış noktası oldu.

Müzik; yaygın, eneji dolu, durdurup kendini dinleten ya da arka plana geçip çaktırmadan varolan… Seçtiğimiz parça: "Divane Aşık Gibi" Bilmeyen yok, sevmeyen yok…

Dünyanın çivisini çıkaranlar kadar, bunu seyretmekle yetinenler de benzer biçimde sorumluysa, çözümler bulmak ve uygulamak zorundaysak, her vesile ile hatırlamalı, hatırlatmalıyız…. Hem değişim gerektiğini bilip, hem "Şöyle yap, böyle yap" laflarını dinlemediğimize göre, "ne yapmalıyım" diye düşünmek gerektiğini her dinlediğinde hatırlatan bir müzik işe yarar mı? En azından konunun farkında olanlar için, arka planda fazladan bir vicdan azabı durumu yaratır mı?

"Birlikten kuvvet doğar" mı? Tek tek düşündüğümüz, anlatmaya çalıştıklarımız, hep birlikte, bir ucundan tutarak ortaya konduğunda verdiği enerji artar mı?

Agaclar.net'ten Fırat Çavaş, doğdukları iller farklı, yaşadıkları mekanlar farklı, zevkleri, yaşama bakış açıları farklı 45 müzisyeni, varolan gerçekleri bir kez daha hatırlatmak için bir araya getirdi: Doğa için çal!

"Divane Aşık Gibi" yollarda dolaşmaktan başka, hem mecazda hem de fikirde "Sen yağmur ol, ben bulut, Maçka'da buluşalım" diyoruz.

Yeni başladık, devam edeceğiz…

Sizi de bekleriz!'

9 views

Kocaman Çocukluğum

jelo On Temmuz - 7 - 2010

Sene 1994 sonu 1995 gibi, tarih tam olarak aklımda değil. Lise henüz bitmiş ve bir sonraki yıl Üniversiteye girme hayallerinin süslediği sömestir tatilinde o zamanların henüz Karlı Sektör haline geldiği Dersanelerden birine kayıt olma derdindeydik. >>> »

9 views

Geçmiş Düşü

simurg On Temmuz - 6 - 2010

1970 yapımı buharlı bir trenin lokomotifinde başladım zaman yolculuğuna. Hemde ne yolculuk “geçmişten bugüne, bugünden geleceğe” ve de geçmişten derinlere…… Üstelik, bu yolculuk henüz devam eden neşeli, bittikten sonra ise düşünceli bir hale sokan türden insanı.

Yolculuk annemin tavan arasına sakladığı 3 tekerlekli bisikletimle, yüzümde koca bir gülüş, kalbimde ise bir burukluk bırakıyor. Geçmişin bırakmayı hiç istemediğim yanlarından biri olsa gerek. Şimdi baba yadigarı ortası delinerek oturağa çevrilmiş tahta sandalye eşlik ediyor ona.Onlara bakıp,zaman içinde bir dönem çok sevip sonra bıraktıklarımı düşünüyorum bir an….ilerliyorum…. >>> »

6 views

ah kazım ah

mydeniz On Temmuz - 6 - 2010

92 yılında Ali ile kurdukları grup Çağdaş Sanat Atölyesi (ÇSA) bünyesindeydi. ÇSA ise kökleri kazlıçeşmeye dolayısıyla deri işçilerine dayanan bir sanat atölyesiydi.

İlk çalışmalarına zeytinburnunda başlamışlardı. İsimleri henüz Dinmeyen değildi. Aynı siyasi çevrenin havasını soluyorduk. Klasiktir, her siyasi çevrenin bir sanat çevresi ve buna bağlı müzik, tiyatro grupları olmazsa olmazdı. Onlarda bizim olmazsa olmazlarımızdı. >>> »

3 views

Can Erkan Can

jelo On Temmuz - 3 - 2010

Onu sadece bir Tiyatrocu yada Sanatçı olarak adlandırmak yapmış olduğu işi görmezden gelmekle eşdeğer. Yer aldığı her replikte canlındırdığı karaktere öyle bir soyunuyorki seyircide adeta o karakterin içersine hapsoluyor. O gündelik hayatımızın bir Erkan abisi, yolda yürürken “Naber Baba” diyecek kadar samimi bir görüntü. >>> »

27 views